|
|
 |
MOTOR DESTANI
Erdem UZAKLAR
Altmış dört yıllık motoru bozdum
VC’ye gidecek bir yol kalmadı
İki bin sekizin Eylül sonunda
Onarıp sürecek bir hâl kalmadı
Büyük küçük birbirine karıştı
Ayaklarım zaman ile yarıştı
İki güne derilerim kırıştı
Beni taşıyacak bir bel kalmadı
Ekşimiş kokuyor midem bulanır
Azcık kalksam gezsem gözüm sulanır
Karnımda bir sancı sarar dolanır
Yaslanıp kalkacak bir kol kalmadı
Heladan geldim de koydum başımı
El yordamı ile buldum kaşımı
Yapamadım yazı çizi işimi
Derdimi diyecek bir dil kalmadı
Ne koysan önüme yiyip içemem
Tabak mı ekmek mi asla seçemem
Odadan odaya sağlam geçemem
Cildimde dik duran bir kıl kalmadı
Bezle altımı da erken sar hele
Sıkamam akacak çekil dur hele
Feleğe durumu çabuk sor hele
Sökülmüş dikecek bir tel kalmadı
Dönüyor şu kellem tutamaz oldum
Ağzımda lokmayı yutamaz oldum
Çorbaya tuzunu katamaz oldum
Ferahlık verecek bir yel kalmadı
Ey doktor bu derdin yok mu çaresi
Gökler mi delindi coştu deresi
Yatak mı yorgan mı bura neresi
Üstüme örtecek bir çul kalmadı
Sancı bu geçmez ki nefes alasın
Tatlı tatlı uykulara dalasın
Şöyle bir dakika huzur bulasın
Çekilecek başka bir zül kalmadı
Yatmak ister canın yok yatamazsın
Doldurup kadehi tek atamazsın
Yan gelip koltuğa keyf çatamazsın
Omuzum tutacak bir dal kalmadı
Sakın açma üstüm ayak karlıyor
Oturunca şimşek gibi gürlüyor
Anlamadan akıp alttan şırlıyor
Götürdü her şeyi bir sal kalmadı
Türkçesi anlayın ishale düştüm
Yandım yakıldım da ateşte piştim
Bak gerildi karnım top gibi şiştim
Buna dayanacak bir il kalmadı
Ne dersin arkadaş eyleşir miyim?
Acıyı tatlıyı paylaşır mıyım?
Eşle dostla yine söyleşir miyim?
İniltim duymayan bir kul kalmadı
Ey Uzaklar ne oldu sana?
Neden tutamazsın böyle mötünü
Yoksa yedin yağlı keçi etini
Dayarlar görürsün serum setini
Donumu çekecek bir el kalmadı
|
|
 |
|
|
|
|
|
Tutsa da odlara atsalar beni
Yanar mıyım yanmaz mıyım ne bilem
Çıkarıp ateşten kurban etseler
Kanar mıyım kanmaz mıyım ne bilem
İşlese derinden yürek yarası
Işık gözlerinin gitse karası
Bir daha gelmese görüş sırası
Anar mıyım anmaz mıyım ne bilem
Kalabalık şu insansız bellerden
Betonlaşmış çirkin uzak ellerden
Asfaltlanmış geniş geniş yollardan
Döner miyim dönmez miyim ne bilem
Uzaklar'ı çocuk gibi ağlatsan
Ateş ile yüreğini dağlatsan
Yangınıma şu Çoruh'u bağlatsan
Söner miyim sönmez miyim ne bilem
E.UZAKLAR |
|
Dikenin gülünü buldum
Yakanın ilini buldum
Koştum ki söndürem belki
Yananın külünü buldum
Bitirdim dalda buldum
Yitirdim elde buldum
Aradım aşka çare
Bak işte dilde buldum
Aradım alda buldum
Kovanda balda buldum
Ben seni her anımda
Yanımda yolda buldum
Suyun gözünü buldum
Odun közünü buldum
Çok okudum yazdım da
Sözün özünü buldum
E.UZAKLAR |
|
Her toprağın bir taşı var
Her kurunun bir yaşı var
Araştır da bak ey dostum
Her gerçeğin bir düşü var
Her yanışın bir sönüşü var
Her gidişin bir dönüşü var
Unutmayın ey çocuklar ki
Her yokuşun bir inişi var
Her baharın bir güzü var
Her bir kışın bir yazı var
Aklından hiç çıkarma ki
Her gecenin gündüzü var
Her ırmağın bir akışı var
Her güzelin bir bakışı var
Düşün taşın yanıt bulursun
Her girişin bir çıkışı var
Her bir kulağın bir duyuşu var
Her bir ozanın bir deyişi var
Dinle bak ne diyor şu atasözü
Her yiğidin bir yoğurt yiyişi var
E.UZAKLAR |
|
|
 |
|
| |
|
|